Ana Sayfa / Futbol / Türkiye’nin Katıldığı İlk Dünya Kupası ve Luigi Franco Gemma

Türkiye’nin Katıldığı İlk Dünya Kupası ve Luigi Franco Gemma

Belki birçoğumuzun adını bile bilmediği, Türk spor tarihine geçen çok özel biri: Luigi Franco Gemma.. Peki kimdir bu Luigi ? Hikayeyi en baştan alalım;

Türkiye’nin katıldığı ilk Dünya Kupası‘na 1954 yılında İsviçre’nin ev sahipliği yapmıştır. Gerek eleme sistemi, gerek de genel formatıyla garipliklerle dolu olan 1954 Dünya Kupası’nda eleme grupları dörderli, üçerli ve ikişerli gruplardan oluşmaktaydı. Dörderli gruplarda takımların bazıları rövanşlı bazıları ise tekli maçlar oynadılar ve gruplarda ilk iki sırayı alan takımlar Dünya Kupası’na katılım hakkı kazandılar. Üçerli gruplar ise rövanşlı maçların oynandığı ve sadece grup liderinin katılım hakkı kazandığı en zorlu gruplardı. İkişerli gruplarda ise takımlar birbirleriyle bir içeride bir dışarıda maç yapıyor ve daha fazla puan kazanan takım Dünya Kupası’na gitme hakkı kazanıyordu. Türkiye de bu ikişerli gruplarda İspanya ile eşleşmişti. Şimdi asıl hikayenin başladığı noktaya gelelim;

1950 Dünya Kupası dördüncüsü İspanya, Türkiye karşısında ağır favori gösteriliyordu. Elemenin ilk maçı da Madrid’de, yaklaşık 100.000 seyircinin önünde oynandı. O maçı İspanyollar 4-1’lik skorla rahat geçtiler. Maçın rövanşı 2 ay sonra Mithatpaşa stadında yaklaşık 30.000 kişinin önünde oynandı ve Türkiye maçı 16. dakikada Burhan’ın attığı golle sadece bir farkla kazandı ama elenmedi ! Çünkü o zamanlar averaj denilen bir hesaplama parametresi yoktu. İki maçtan birer galibiyet çıkaran iki takım Mithatpaşa’da oynanan maçtan 3 gün sonra, 17 Mart 1954’te, Roma Olimpiyat Stadı’nda 60.000 kişinin önünde play-off maçı için sahaya çıktılar. İspanya Arteche’nin golüyle 1-0 öne geçti. Daha sonra Burhan ve Suat ile iki gol bulan Türkiye maçı 2-1’e çevirdi. Türkiye Dünya Kupası’na doğru koşarken Escudero 78. dakikada eşitliği sağladı ve maç eşitlikle sonuçlandı. O zamanlar ne uzatmalar ne penaltı atışları ne de altın gol kuralı olduğu için maçın hakemi Georgio Bernardi Dünya Kupası’na gidecek takımın kura ile belirleneceğini söyledi. Peki bu kurayı kim çekecekti ?

Luigi Franco Gemma

franco

O zamanlar 14 yaşında olan ve stat çalışanı olan babasının torpiliyle maça kaçak giren Luigi Franco birden hakem tarafından çağrıldı ve iki takımın kaderini belirleyecek olan kurayı çekmesi istendi. O zamanlar İspanya’yı Franco’nun yönetmesi isim benzerliğinden dolayı İspanyollar için bu kurada güzel bir tesadüf olarak görüldü. Luigi bir ülkenin kahramanı diğer ülkenin ise büyük hayal kırıklığı olacaktı. Luigi’ye büyük sorumluluk yüklenmişti. Luigi’nin gözleri bağlandı ve içinde ‘Spagna’ ve ‘Turchia’ yazan kağıtlardan birini seçmesi istendi. Luigi’nin seçtiği kağıtta ‘Turchia’ yazıyordu ve Türkiye’nin ilk Dünya Kupası macerası böyle başlamış oldu. Luigi bu kuradan sonra omuzlara alındı, Türk Milli Takımı futbolcuları onu sahiplendi ve çok sevdi. Hatta Luigi Franco’nun, Milli Takım maskotu olarak 1954 Dünya Kupası’na götürüldüğü, 1955’te ise İtalya’da düzenlenen ve Türkiye’nin şampiyon olduğu ordular arası şampiyonada da Franco’nun maskotluğumuzu yaptığı söylenir.

Franco’nun maskotluğu

1954 Dünya Kupası

1954 Dünya Kupası’nda ise Türkiye; Batı Almanya, Güney Kore ve Macaristan ile aynı grupta yer alır. O zamanın sistemine göre her takım grupta toplam iki maç yapar ve Türkiye kurayla turnuvanın favorisi olan Macaristan maçını bay geçer. 2 maç sonunda Batı Almanya’ya 4-1 yenilip Güney Kore’yi 7-0 ile geçen Türkiye grubu Batı Almanya ile aynı puanda bitirir. İki takım gruptan çıkmak için bir play-off maçı daha oynar ve maçı Batı Almanya 7-2 kazanır. İlk Dünya Kupası maceramız böylelikle sona erer. Turnuva finalinde ise bizimle aynı grupta yer alan Batı Almanya ve Macaristan karşı karşıya gelir. Grup aşamasında rakibini 8-3 yenen Macaristan finalin de ağır favorisidir. Finalde de ilk 8 dakikada 2-0 öne geçmelerine rağmen Batı Almanya, tarihin en büyük geri dönüşlerinden birini yapar maçı 3-2 kazanır. Bu Almanya tarihinin ilk Dünya Kupası zaferidir.

franco luici

Aslında bu yazının çıkış noktası Letonya’ya attığı golle Euro 2016’ya gitmemize yardımcı olan İslambek Kuat’ın hikayesiydi. Bildiğiniz gibi İslambek Kuat o maçtan sonra neredeyse milli kahraman edilmiş, kendisiyle röportajlar yapılıp teşekkür edilmişti. Böyle hareketleri sevsek de Luigi Franco Gemma’nın hikayesini daha değerli bulduğumu ekleyerek o tarihe ait videoyla yazıya son verelim:

 

Hakkında - Doğuş Usta

Anadolu Üniversitesi İngilizce İktisat bölümü mezunu, İstanbul'da yaşayan, sporun birçok dalıyla yakından ilgili bir sporsever. Twitter'da Takip Et!

Bir Makale Daha?

Süper Lig’de 12. Hafta Değerlendirmesi

Süper Lig’de 12. haftayı geride bıraktık. Zirvede puan kayıplarının yaşandığı, seyir zevki yüksek maçlar izledik. …

1 Yorum

  1. selam,
    çok sevdiğim bir yazı türünden güzel bir örnek okudum…
    adınız kullanarak bu öyküyü paylaşmak isterim…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir