Ana Sayfa / Futbol / Süper Lig 1. Hafta Değerlendirmesi

Süper Lig 1. Hafta Değerlendirmesi

Merakla beklenen Süper Lig İlhan Cavcav sezonu sonunda başladı. Bu yıl, öncekilerin aksine kulüplerin gelirlerinin artması, ülke futbolunun dış ülkelere pazarlanması gibi faktörler nedeniyle kulüpler para harcamaktan ve yıldız oyuncu getirmekten çekinmediler. Neredeyse her kulüp, elinde yıldız oyuncular barındırıyor artık. Hal böyle olunca, ligin daha çekişmeli geçmesini tahmin etmek güç değil. Faul sayılarının az olduğu, topun oyunda kalma sürelerinin arttığı, hakem hatalarının yok olduğu bir lig diliyoruz herkese. İşte ilk hafta değerlendirmelerimiz;

Medipol Başakşehir – Bursaspor

İlhan Cavcav Süper Ligi’nin açılış maçı aynı zamanda ilklerin gecesiydi. İlk defa bir süper lig maçı 44 ülkede canlı yayınlanıyordu. Ülke futbolunun Dünya’ya açılmasının ilk adımı olabilirdi bu gece. Fakat maçın izlenme sayısı, sanıyorum ki çok yüksek seviyelerde olmamıştır. Çünkü aynı saatlerde Arsenal – Leicester maçı oynanıyordu ve maç 4-3 bitti. Ne demek istediğimi anlamışsınızdır. 1-0 sonuçlanan Başakşehir – Bursaspor maçında ne yazık ki anlatılabilecek çok fazla güzel pozisyon yok. Maçın önemli dakikalarından bahsetmeden önce iki teknik direktörün giyiminden bahsetmek istiyorum. Hayır, bu bir moda yazısı değil biliyorum fakat; Abdullah Avcı ve Le Guen’in giyim tarzları oynatacakları oyun hakkında bir fikir veriyor bizlere.

Abdullah Hoca, modern futbolun ülkemizdeki en önemli temsilcisi, İtalyan çizgisinden şaşmamış. Bursaspor’un hocası Le Guen ise giyimiyle ve oynattığı futbol ile bana tamamen Cesare Prandelli’yi hatırlattı. Kumaş pantolonunu beyaz bir tişört ile kombinleyen teknik adam, tişörtünü pantolonunun içine sokarak futbolda da hangi döneme ait olduğunu göstermiş oldu. Nitekim oynattığı futbol, 70 dakika boyunca rakibi durdurmaya yönelik bir alan savunması içeren 4-4-1-1 oyunuydu. Bursaspor takımı, bu sezon da sevdiklerini üzecek gibi. Oyun kurgusu yaratıcılıktan uzak, taktiğe koşulsuz bağlılık gerektiren bir şekilde oluşturulmuş. Kaosun hüküm sürdüğü ligimizde Le Guen bu tutumundan vazgeçmezse; teknik direktörünü ilk değiştiren takım Bursaspor olabilir. Başakşehir ise geçen sene kaldığı yerden devam ediyor. Ne zaman istedilerse tempo yükseldi, ne zaman istedilerse durdu. Elia’nın golü izlemeye değerdi. Eminim sahadaki oyuncuların çoğu topu kalede görebildiler. Son 20 dakika Başakşehir oyuncularının kafası Sevilla maçına gidince, Bursaspor az kalsın maçtan puan almayı başaracaktı. Bu noktada maçın kırılma anı Harun’un hatası sonucu Adebayor’un boş kaleye yuvarladığı ancak; Ekong’un topu çizgiden çıkardığı pozisyon. Posizyonun ardından geriye çekilen Başakşehir’in üzerine dört koldan yüklenen Bursaspor; Furkan Soyalp’in muhteşem şutu dışında kaleyi bulan bir pozisyon üretemedi. Emre’nin yokluğu Başakşehir oyununu yavanlaştırıyor, bu çok açık. Maçtaki yeni transferlere bir kısa paragraf açacak olursak; Elia ve Badu maçın göze batan, iyi oyuncularıydı diyebiliriz.

Göztepe – Fenerbahçe

14 yıllık aradan sonra Süper Lig’e merhaba diyen Göztepe ile Fenerbahçe, sıcak bir İzmir akşamında karşılaştılar. PTT 1. Lig Playoff finalindeki tribün olayları nedeniyle herkesin merakla beklediği Göztepe taraftarları, stadda yerlerini alamamıştı. Onların yerine yaklaşık 300 Fenerbahçeli taraftarın sesleri yankılandı tribünlerde. Bu konuda TFF yeteri kadar eleştiri aldığı için, üzerine konuşma gereği duymuyorum.

Maça gelecek olursak, temponun çok yüksek olduğunu söyleyemeyiz. Göztepe’nin çiçeği burnunda teknik direktörü Tamer Tuna, iki yıl yardımcılığını yaptığı Şenol Güneş’ten hücum konusunda pek bir şey öğrenememiş. Nitekim aynı kadro Şenol hocanın elinde olsa, bugün çok daha ofansif bir Göztepe izlerdik, buna eminim. Fenerbahçeli Alper Potuk’un arka direk golü ile perde açıldı. İyi paslaşan takım golü bulmakta zorlanmadı. Açıkçası golün olduğu dakika itibariyle Fenerbahçeli taraftarlar ve futbolcuların keyfi yerindeydi ki; Volkan Demirel’in büyük hatası sonucu maç beraberliğe geldi. Volkan Demirel’in tecrübesinde bir adamın, artık bu hataları yapmaması lazım. Tamamen şov amaçlanırken yapılmış bir hataydı ve takımına 2 puana mal oldu. 1-1’den sonra iki takımın orta saha mücadelesine dönen oyunda yine organize olmayan bir hücumda golü buldu Göztepe. Scarione’nin takipçiliği ve azmi sayesinde 2-1 öne geçen Göztepe, bir duran top organizasyonu sonucu Skrtel’in golüne engel olamadı ve maçın skoru da belli oldu, 2-2. Göztepe her şeyiyle yeni bir takım, bu sezon sürpriz işler ortaya koyacak gibi.

Süper Lig’in göze batan iyi oyuncularıyla kurulu bir kadrosu var. Ancak yeni stoperleri Kadu çok ağır ve topla arası çok iyi görünmedi. Takım birbirine alışmaya başladıkça, Göztepe’nin çizgisini daha iyi okuyabiliriz. Fenerbahçe ise oynadığı oyunla umut vermedi diyebiliriz. Geçen sene Lens’in ayağına bakan takım bu sene de Valbuena önderliğinde işleri götürmeye çalışıyor. Valbuena da bu işi gerçekten hakkıyla yapabilecek bir isim. Fenerbahçe’nin kazandığı bir puanda direkt pay sahibi diyebiliriz. Orta saha yaratıcılığı konusunda hala sıkıntı yaşayan Fenerbahçe’de Mehmet Topal, hücum görevini üstlenmeye çalıştı ve bir topu şanssız şekilde direkten döndü. Özellikle ikinci yarıda oyuna giren oyuncular, Fenerbahçe yedek kulübesine yeni isimler gerektiğinin göstergesi. Bu kulübe ile şampiyon olmaları çok zor.

Alanyaspor – Kasımpaşa

Ligde ikinci sezonunu geçiren Alanyaspor, Kasımpaşa’yı ağırladı. Özellikle maçın başında yoğun Alanyaspor atakları gol ile sonuçlanmayınca, Kasımpaşa iyi hazırlanmış bir kontra ile golü bulmayı başardı. Yeni transfer Trezeguet kafayla takımını öne geçirdi. Bu golün ardından yine sağ çaprazdan içeri giren Trezeguet, kendisini yere bıraktı ve hakemi aldatmayı başardı, bir başka yeni transfer Neumayr ise top ve kaleciyi ayrı köşelere yolladı 0-2. İki şok golün ardından ataklarına biraz daha kaotik şekilde devam eden Alanyaspor, Emre Akbaba’nın harika golüyle farkı bire indirdi ve devre bu golle bitti. İkinci yarı da Alanyaspor’un hakimiyeti altında devam etti ama golü yine Kasımpaşa buldu. Yine bir kontratak sırasında arka direkte pozisyonu güzel bitiren Eduok takımını iki farklı öne geçirdi ve maçın skorunu tayin etti. Maç skoru her ne kadar 1-3 olsa da maç tamamen Alanyaspor’un hakimiyeti altında geçti diyebiliriz. Geçen sezon kümede kalmayı başaran Akdeniz ekibi, bu sezon da küme düşme adayları arasında yer almıyor. En azından benim listemde.

Akhisar Belediyespor – Sivasspor

Maçın adının bile buram buram alt koktuğu Akhisar Belediye, Sivasspor maçında skor beklendiği gibi bitti. Okan Buruk yönetiminde zaman zaman etkili skorlar yakalayan Manisa ekibi, Olcan-Henrique ikilisi ile sonuca gitti ve 3 puanı almayı başardı. Maçta pozisyonlar, çoğunlukla ev sahibi lehineydi ve özellikle Henrique; maçın en etkili isimlerinden biriydi. Kanatlardan getirdiği ve servis ettiği toplar sürekli tehlike yaratmayı başardı. Aroune Kone’li Sivasspor ise, beklediğimin çok altında bir oyun ortaya koydu. Tek bir maça bakarak yorum yapmak doğru olmaz ama Sivasspor’un kadrosu, bu sene çok güçlenen ekipler arasında bir nebze zayıf kalıyor gibi. Çok fazla pozisyon olmayan maçta, anlatılacak da çok fazla bir şey yok.

Gençlerbirliği – Karabükspor

İlhan Cavcav sezonunda statsız kalma tehlikesi ile karşı karşıya kalan Başkent ekibi, geçtiğimiz sezonun tartışmalı ekibi Karabükspor’u ağırladı. Gençlerbirliği, stat sorununu çözmüş görünüyor. Maça da iyi başladılar ancak neredeyse hiç olmayan bir pozisyondan gol yediler. Bir dönem Galatasaray’ın da gündemine gelen sağ bek Ahmet Oğuz topla fazla oynayınca hata yaptı ve kaleci ile karşı karşıya kalan Yatabare ile 0-1 öne geçen Karabükspor oldu. Bu golden sonra biraz daha oyunu ele almaya çalışan Gençlerbirliğini, Karabükspor faullerle durdurdu ve bu faullerden biri sonrasında Khalili’nin enfes golünü izledik, 1-1. Maçın ilerleyen dakikalarında Yatabare’nin boş kale pozisyonda topu üst direğe nişanlaması dışında karşılıklı ataklarla geçen maçta başka gol olmadı ve maç 1-1 sona erdi.

Trabzonspor – Konyaspor

Bu maça bir manşet atacak olsak, herhalde ismi “Kralın Dönüşü” olurdu. Burak Yılmaz, kulüpten zorla gönderilişinin üzerinden geçen 5 yılın ardından, sanki hiç ayrılmamış gibiydi. İki güzel golle takımını sırtlayan golcü oyuncu, Süper Lig’e de tekrar merhaba demiş oldu. Maç beklendiği gibi Trabzonspor’un ve taraftarların yoğun baskısı ile başladı. Bu yoğun baskı ve taraftar coşkusunu ise; Okay’ın büyük hatası sonucu golü yapan Fofana yerle bir etti. Konyaspor öne geçti ancak; oyun Trabzonspor’un kazanacağını bağırıyordu. Çok geçmeden sahneye Burak Yılmaz çıktı ve beraberliği sağlayan kafa golünü attı. Maçın son 20 dakikasına kadar çekişmeli ve iki takımın karşılıklı atakları golle sonuçlanmadı. Bu dakikalarda çok Konyaspor çok önemli bir fırsattan yararlanamadı. Yine Fofana ile gole yaklaşan ve hatta topun çizgiyi geçmesine santimler kala; bir başka yeni transfer Kucka, topu çizgiden çıkarmayı başardı.

Maç içerisinde ayrıca çok üzücü bir olay yaşandı. Konyaspor kontratağa çıkacakken süper kupa finalinin yıldız oyuncusu Traore, Durica tarafından gerçekten insanlık dışı bir faul ile sakatlanarak oyundan çıktı. Hakemin tamamen önünde gerçekleşen pozisyon sarı kart ile geçiştirildi ancak; pozisyonun tekrarında gördük ki oyuncunun müdahalesi gerçekten insanlık dışı. Futbolumuzu geliştirmek adına onca transfer ve yayın hakları anlaşmaları yapılıyorken; böyle müdahalelerin ve böyle oyuncuların ülkemizde işi yok. Federasyonun görüntüleri izleyerek bu müdahaleleri yapan oyunculara ceza vermesi gerekiyor diyecek oluyorum ama her seferinde bir gülme geliyor. Bu üzücü olay maçın devamını izlerken kendimi oyuna vermemi engelledi açıkçası. Kral, maçın son dakikalarında topu önce güzelce önüne aldı; sonrasında ise golü yaptı ve skoru belirledi. Burak Yılmaz, taraftarın tekrar sevgilisi haline geldi hiç şüphesiz.

Yeni Malatyaspor – Osmanlıspor

PTT Birinci Ligin şampiyonu olarak Süper Lig’e yükselen Yeni Malatyaspor, Osmanlıspor’u ağırladı. Özellikle performansını merakla bekliyordum Malatya ekibinin, çünkü çok fazla yeni transfer vardı ve teknik direktör seçiminde de çok fazla oyalanmışlardı. Nacer Barazite gibi gençliğinde FM serilerini kasıp kavurmuş bir oyuncuyu izlemek de ayrı bir keyif verdi bize. Maça gelecek olursak Malatyaspor’un skorunun; bizi biraz yanıltabileceğini düşünüyorum. Çünkü goller, Osmanlıspor takımının takım uyumunun yetersizliği ve bireysel hatalar nedeniyle gerçekleşti.

Osmanlıspor, N’diaye’yi çok arayacak gibi görünüyor. Oyunları çok kopuktu ve bir türlü topu ileriye hızlı taşıyamadılar. Yeni Malatyaspor’un oyunu ise bir o kadar istekli ve pozitifti. Boutalib ile perde açıldı, sessiz geçen 60 dakikanın ardından bu kez de lehine verilen penaltı ile Yeni Malatyaspor, iki farklı öne geçmeyi başardı. Osmanlıspor’un risk almaya başladığı dakikalarda hemen üçüncü golü buldu ev sahibi takım ve, rakibinin gardını düşürmeyi başardı. Tabi bu maçta da Osmanlıspor oyuncusu Tisdell’in çok sert müdahalesi, neyse ki rakibine gelmedi ancak gelişi nedeniyle haklı bir kırmızı kart verildi kendisine. Maçın son dakikalarında Osmanlıspor’un yeni transferi genç oyuncu Maxso, kalecinin iki defa kurtarmayı başardığı topu ağlara yolladı ve maçın skoru ortaya çıktı, 3-1. Osmanlıspor’u özellikle beklentilerin çok fazla altında buldum. Kadrolarına mutlaka takviye yapmalılar yoksa bu halde önce teknik direktörleri, sonra kendileri bu ligde devam edemezler. Yeni Malatyaspor’u ise nesnel bir şekilde analiz edebilmek için birkaç maç daha izlemek gerektiğini düşünüyorum, yine de umut verdiklerini ve lige renk katacaklarını tahmin etmek güç değil.

Beşiktaş – Antalyaspor

Renkli taraftarı olmadan ligi açan son şampiyon, geçtiğimiz yılın flaş ekibi Antalyaspor’u ağırladı. Bu hafta maçlarının genelinde olduğu gibi, bu maçta da perdeyi bir yeni transfer olan Pepe açtı. Caner’in kullandığı serbest vuruşta top en arkaya doğru sekti ve doğru yerde, doğru dokunuşu yapan Pepe takımını bir farklı üstünlüğe taşıdı. Bu gol, aynı zamanda sıkıcı geçen ilk yarının son düdüğünü getirdi. İkinci yarıda ise, ilk yarıya nispeten daha hareketli bir oyun vardı. Bunun sebeplerinden biri olarak Antalyaspor’un gol ihtiyacı nedeniyle oyunu ileri taşımaya çalışması olarak gösterebiliriz. Maçta Beşiktaş üstünlüğü çok açıktı ve Antalyaspor, geçtiğimiz sezonu aratır bir görüntü içerisindeydi. Özellikle Eto’o ileride çok fazla yalnız kaldı ve El Kabir ile uyumlu bir görüntü vermedi.

Karşılaşmanın ikinci golü, Beşiktaş’ın kazandığı penaltı üzerinden geldi. Pozisyonu incelediğimizde, penaltı kriterlerini karşıladığını pek söyleyemeyiz. Vodafone Park’ta penaltı geleneği bozulmadı ve topun başına yine Cenk geçti. Kalecinin köşeyi tahmin etmesine rağmen çok temiz bir vuruş çıkaran Cenk Tosun, takımının ikinci golünü atmayı başardı ve sezonu önceki üç sezon olduğu gibi yine golle açtı. Maçın ilerleyen dakikalarında Antalyaspor’un, Pepe’nin hatası ile yakaladığı çok önemli bir fırsatı Eto’o değerlendiremedi ve maç 2-0 Beşiktaş lehine bitti. Şundan çok eminim ki Beşiktaş, taraftarıyla bir bütün olduğunda çok daha farklı oynuyor. Maç sonunda Pepe’nin ilk defa seyircisiz bir maçta oynadığını söylemesi ise olayın vehametini bir kez daha ortaya koydu. Ligimizin ve seyircimizin kalitesini, onlara ceza vererek çözemeyeceğimiz aşikar. Kaldı ki, takımının ceza almaması için gerçekten özen gösteren Vodafone Park seyircisi, bu cezayı hak etmedi. Özetle son şampiyon taraftarından eksik kaldı ancak; 3 puanından eksik kalmadı.

Galatasaray – Kayserispor

Hakkındaki spekülasyonlar, yaptığı onca transfere rağmen kesilmeyen Galatasaray; evinde yeni teknik direktörü ile Kayserispor’u ağırladı. Kayserispor geçtiğimiz sezon küme düşme tehlikesini neredeyse sezon boyunca ensesinde hissetti ve yeni sezon öncesinde büyük bir yapılanmaya girdi. Romanya Ligi’nin popüler hocası Sumudica’yı takımın başına getiren takım; transferde de başta Asamoah Gyan olmak üzere birçok yeni ismi kadrosuna kattı. Galatasaray ise son transferi Feghouli sahada olmasa bile, yeni kadrosuyla çok umut vaat eder bir görünümdeydi.

Maç beklendiği gibi Galatasaray’ın yoğun presi ve Kayserispor’un rakibi oynatmama prensibi ile başladı. İlk dakikalarda oyun sıkça dursa da Galatasaray topu her ayağına alışında rakibini yeneceğini ona hissettirmeyi başardı. Geçen sezonun sönük iki isminin pay sahibi olduğu ilk golde Rodrigues kesti, Tolga tamamladı ve Galatasaray’ın üzerinden büyük bir yükü aldılar. Devam eden dakikalar da ev sahibi takımın üstünlüğünde geçse de Kayserispor, Galatasaray’ın yemeye en alışık olduğu kafa golünü; yine geçen sene de bir kafa golü atmış olan Levent Gülen’in kafasından buldu ve skoru dengeye getirdi. Golün şoku ile tribünlerde uğultular başlar gibi olduğunda ise sahneye yeni on numara Belhanda çıktı ve Gomis ile yaptığı verkaçın ardından topu ağlara yollayıp, Galatasaray’ı tekrar öne geçirdi. Bu golün sevinci henüz sona ermemişken bu kez Gomis, sol çaprazda iki rakibi arasından sıyrılıp takımının üçüncü golünü attı ve neredeyse sonucu tayin etmiş oldu. Bu golden sonra ve ikinci yarının neredeyse tamamında oyun Galatasaray’ın ter idmanına döndü. Belhanda, Galatasaray taraftarına kendini beğendirebilmek adına çok fazla estetik hareket denedi ancak bunların çoğunda başarılı olamadı. İkinci yarının tek golü yine Gomis’ten geldi. Bu kez sağ çaprazda Linnes’in güzel ara pasıyla hareketlenen Gomis, gerçekten güzel bir gol attı ve bu gol aynı zamanda skoru belirledi, 4-1.

Galatasaray beklendiği gibi istekli, coşkulu ve kendine güveni yüksek bir oyun ortaya koysa da; ben sevinmek için erken olduğunu düşünüyorum. Bugünkü oyunun aynısı, ligin daha derli toplu bir takımına karşı oynansa rakip takım daha fazla gol üretebilirdi. Özellikle defansta top dolaştırırken çok fazla riskli paslar attılar ve rakip bunları değerlendiremedi. Kayserispor ise beklentilerin çok çok altında bir oyun ortaya koydu ve Galatasaray’ın oyununun olduğundan daha güzel görünmesini sağladı. Defanstan hücuma çıkışlarda neredeyse hiçbir zaman doğru pasları atamayan ekip, 3-5-2 formatıyla oynadığı oyun düzeninde çok fazla açıklar verdi.

Haftanın Takımı

Galatasaray; her ne kadar rakibi zayıf olsa da oynadığı futbol ve attığı 4 gol ile ilk haftanın sonunda liderliğe oturdu. Eksikleri olsa da, tebrikleri hak ediyor.

Haftanın Oyuncusu

Burak Yılmaz, geri dönüşler risklidir ancak Kral, Trabzonspor taraftarını attığı gollerle bir kez daha fethetmeyi başardı. Özellikle ikinci golde topu indirişi ve bitirişi birinci sınıftı.

Hakkında - Serhat Özel

Bir Makale Daha?

Süper Lig 6. Hafta Değerlendirmesi

Süper Lig’de bol aksiyonlu, bol gollü bir haftayı geride bıraktık. Oynanan futboldan ziyade gerginlikleriyle konuşan …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir