Ana Sayfa / Futbol / Şampiyonlar Ligi Son 16 Eşleşmeleri

Şampiyonlar Ligi Son 16 Eşleşmeleri

Şampiyonlar Ligi Son 16 Eşleşmeleri

Sadece maç öncesi müziği için bile izlemeye değer bir organizasyon. En iyilerin arenası şampiyonlar ligi, bu seneki kazananını bekliyor. Dünya’nın en iyileri arasında son 16’ya kalan takımlar, kupaya uzanmak için mücadele edecekler. İçinde onlarca hikaye ve değişken barındıran bu eşleşmeleri sizler için değerlendirdik.

 

Manchester City – Monaco

“Para ile her şeyi satın alamazsınız. Geri kalan her şey için…”

Bu cümle, eşleşmeyi anlatan en iyi cümle sanırım.  Her iki kulüp de bundan birkaç sene önce zengin işadamları tarafından satın alındı ve mutlak başarı hedefleri vardı. Monaco, bu çizgiden zamanla biraz saptı, genç oyuncu yatırımı yapmaya ve oyuncuları parlatıp yüksek paralara satmaya başladılar. Manchester City ise, çizgisini hiç bozmadan en iyi olma hedefini sürdürüyor. Kupa serüvenine Fenerbahçe maçı ile başlayan Monaco; Tottenham, Leverkusen ve CSKA Moskova’nın olduğu gruptan 1 yenilgi ile 1. çıkarak buralara geldi. Tek yenilgisini de grup liderliğinin garanti olduğu son maçta Leverkusen’e aldığını hatırlatmakta fayda var. Yani son maçı saymazsak, grupta 5 maçta 9 gol atıp 4 gol yemişler ve 11 puan toplamışlar. Manchester City ise elemelerde Steaua Bukreş takımı ile sezonu açtılar ve Barcelona, M.Gladbach, Celtic’li grupta ikinci olarak son 16 turuna katılmayı başardılar. Grupta sadece Barcelona deplasmanında 4-0 gibi bir skorla mağlup olan City, 6 maçta 12 gol atıp 10 gol yedi. Manchester City, Guardiola etkisi ile beraber topa tamamen hakim bir oyun anlayışı ile oynarken; Monaco kontratak ve kanat oyunu ile etkili olmaya çalışıyor. Özellikle büyük maçlarda iyi kapanmayı başaran Monaco, City ekibine mutlaka zorluk çıkaracaktır. Eşleşmenin oynanacağı sırada Monaco’nun fikstürü, City ekibine göre bir nebze daha rahat olacak ancak; City hem kadro derinliği açısından oldukça zengin hem de İngiltere’de oynayan futbolcular sıkışık fikstürlere oldukça alışıklar. Ben bütün değişkenleri masaya yatırdığımda çok zorlu bir eşleşme öngörüyorum, yine de City ekibinin bir adım önde olduğunu düşünüyorum. Guardiola ile Agüero arasındaki problemler, maça kadar aşılırsa eşleşmenin galibi City olur.

 

Real Madrid – Napoli

Son 16 turu içerisinde belki de yorumlaması en kolay maç. Bunun sebebi; Real Madrid’in efsanevi bir futbol oynaması değil tabi ki. Bu eşleşmenin kolay geçeceğini düşünmemin asıl sebebi, Napoli’nin defansif oyun anlayışını benimsemiyor olması ve defans hattının sakar oyunculardan kurulu olması. Bunu, oynadıkları grup aşamasında oynadıkları maçlarda da net olarak gördük. Beşiktaş, Dinamo Kiev ve Benfica’nın yer aldığı grupta 6 maçta 11 puan toplayarak grup birincisi oldular ancak sadece bir maçta kalelerini gole kapatabildiler. O da kendi evlerinde grup sonuncusu Dinamo Kiev ile oynadıkları maç. Real Madrid ise; Dortmund, Legia ve Sporting Lisbon ile birlikte yer aldığı grupta; 6 maçta topladığı 12 puan ile ikinci oldu. İkincilik, Real Madrid için büyük bir başarısızlık ve Napoli ile eşleşmeleri onlar için büyük bir şans oldu. Ancak şunu söylemekte fayda var, Real Madrid gibi büyük takımlar, bir şekilde gruptan çıkacaklarına çok fazla inandıkları için grup aşamalarına çok fazla önem vermiyorlar. Hatta rotasyon uyguladıkları maçlar bile olabiliyor. Özellikle Legia Warsaw gibi bir takımdan iki maçta 4 gol yemeleri, attıkları 8 gole rağmen çok sürpriz olmuştu. Real Madrid’in – 40 maç süren yenilmezlik serileri olsa bile– bu sezon iyi bir futbol ortaya koyamadığı aşikar. Çoğu zorlu maçta, kalelerine hapsoldukları dakikalar yaşadılar. Her ne kadar bu turun favorisi olarak Real Madrid’i görsem de, Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu için kesinlikle favori olarak görmüyorum. Oynadıkları futbolu geliştirmezlerse, bunun bu sezon gerçekleşmesi çok zor. Tur için konuşacak olursak; çok gollü iki maç bekliyorum ve Real Madrid’in Napoli karşısında çok fazla zorlanacağını düşünmüyorum.

 

Benfica – Dortmund

“Çolukla çocukla bir şey kazanamazsınız.”

Bu cümle, football manager tutkunlarına hiç de yabancı gelmeyecektir. Takımını genç ve potansiyelli oyunculardan kuran futbol menajerleri iseniz; bu cümle ile sık sık eleştiri almışsınızdır. Benfica – Dortmund eşleşmesi de, çolukla çocukla bir şeyler kazanmaya çalışan iki ekibin çarpışması olacak. Benfica; Beşiktaş, Napoli ve Dinamo Kiev’in yer aldığı grupta 8 puan alarak ikinci oldu ve bir üst tura yükselmeyi başardı. Grupta iki yenilgisini de grup lideri Napoli’ye karşı alan Benfica; temsilcimiz Beşiktaş ile iki maçta da berabere kaldı. Hızlı ve tek toplarla hücuma kalkan ancak; savunması çok güven vermeyen bir ekip olarak gruptan çıkmalarını Beşiktaş’ın son maçtaki şanssız ve hakem hataları ile dolu mağlubiyetine borçlular. Borussia Dortmund ise Bundesliga ve Şampiyonlar Ligi’nde birbirinden çok farklı görüntü çiziyor. Şampiyonlar Liginde Real Madrid, Legia Warsaw ve Sporting Lisbon’un bulunduğu gruptan namağlup lider çıkan alman ekibi, Bundesliga’da lider Bayern Munih’in 15 puan gerisinde ve 4. sırada. Özellikle son iki yılda yaptığı genç oyuncu yatırımını yavaş yavaş almaya başlayan ekipte geleceğe damga vuracak birçok yetenekli oyuncu ve daha önemlisi çok yetenekli bir teknik direktör var. Her iki takım da elinde potansiyelli bir kadro bulunduruyor ve her iki takım da hücum oyununu seviyor. Oyunun her iki yönünü iyi oynayabilen ve kadro rotasyonunda daha fazla kaliteli isim barındıran Dortmund; eşleşmenin favorisi. Bu sene için ütopik görünse de Dortmund kadrosu, ilerleyen yıllarda yarıştığı tüm kupalarda favori olan bir kulüp haline gelebilir. Üstelik bunun için transfer yapmalarına gerek de yok, ellerindeki kadroyu tutabilmeleri yeterli olacak. Tabi futbolun öğütücüleri, para babası kulüplere ne kadar direnebilirler; yorum sizin.

 

Bayern Munih – Arsenal

Şampiyonlar Ligi’nde son yılların klasiği, yine bir Arsenal – Munih maçı. Bu eşleşme o kadar denk gelmeye başladı ki, eşleşmeler belli olmadan önce kulüpler tweetler atarak birbirlerini önceden tebrik ettiler ve uçak biletlerini erkenden alıp ucuza getirdiler. Nitekim beklenen oldu, iki kulüp yine karşı karşıya geldi. Bayern Munih, Guardiola’nın gidişinden sonra Ancelotti ile anlaştı ve oyun sisteminde köklü değişiklikler meydana geldi. Klasik Guardiola sisteminden klasik Ancelotti sistemine geçiş yaptılar, yani daha çok hızlı top, daha çok kontratak ve daha savunma öncelikli bir oyun. Bu, oldukça sancılı bir süreç oldu ve bu süreçte Bayern Munih; Atletico Madrid, FK Rostov ve PSV’nin yer aldığı gruptan 12 puanla ikinci olarak çıkabildiler. Burada FK Rostov mağlubiyetinin –Neuer, Vidal, Martinez, Coman, Robben sakat olsa dahi – açıklanabilir bir tarafı yok. Bayern Münih, altın kadrosunu yavaş yavaş kaybediyor ve yerlerini yetenekli alman gençlerle henüz doldurabilmiş değil. Arsenal takımı ise bildiğiniz gibi, yani Premier Lig’de havlusunu şimdiden attı diyebiliriz. Çok etkili bir hücum hattı olmasına karşın gol yollarında sıkıntı çeken İngiliz ekibi; PSG, Ludogorets ve Basel ile birlikte yer aldığı gruptan 14 puan ile namağlup çıkmayı başardı. Bu eşleşmenin kilit noktası bence kaleciler olur. Neuer formunda olduğunda, gerçekten gol seviyesini “expert” seviyeye çekebiliyor ve Arsenal’de bu kalitede bir golcü yok. Aynı şekilde Cech, Euro 2008’de Nihat Kahveci’den yediği golden beri neredeyse hatalı gol yemiyor ve en olgun dönemlerini yaşıyor. Ben Bayern Munich’i, Neuer ve Lewandowski faktörü nedeniyle bir adım önde görüyorum ancak; Mesut Özil gibi bir sihirbaza sahip olan Arsenal galibiyeti hiç de şaşırtıcı olmaz. Az gollü maçlar bekliyorum, eşleşmenin galibini uzatmalar; hatta penaltılar belirleyebilir.

 

Porto – Juventus

Galibinin aşikar olduğu eşleşmelerden biri daha, Porto – Juventus. Porto; Leicester City, Copenhagen ve Club Brugge ile birlikte yer aldığı grupta 11 puan topladı ve ikinci olarak bir üst tura adını yazdırmayı başardı. Son maçta grup liderliği garanti olan ve tamamen rotasyonlu bir kadro ile maça çıkan Leicester City karşısında alınan 5-0’lık galibiyeti saymazsak, Porto 5 maçta 4 gol atıp 3 gol yedi ve çok kısır maçlar çıkardı. Böylesine kolay bir grupta bu kadar az gol atan bir ekip, Juventus gibi “catenaccio” felsefesinin üstatları karşısında ne yapabilir; tartışılır. Porto adına umutlanılabilecek tek unsur, az gol atmalarının yanında az gol yemeleri olur. Tabi bu eşleşmeyi geçebilmek için; Bonucci, Chiellini, Barzagli ve Buffon’u alt edip gol atmaları; Higuain, Dybala ve Mandzukic gibi gol silahlarını durdurup, az gol yemeleri gerekir. Juventus; Sevilla, Lyon ve Zagreb’in yer aldığı grupta 14 puan topladı ve namağlup lider olarak gruptan çıktı. Seria A’da da en yakın rakibinin 7 puan önünde lider devam eden ekipte işler iyi gibi görünse de, yaşlılığın etkileri yavaştan vurmaya başladı. Higuain ve Dybala’nın etkili oyunları, çoğu kez Juventus’u ipten aldı ancak uzun süre bu noktada devam etmek istiyorlarsa logolarını yenilemek yerine, kadrolarını yenilemeleri daha hayırlı olur. Eşleşmenin galibinin Juventus olacağını düşünmekten öte, iki maçta da Juventus lehine sonuçlar bekliyorum.

 

Leverkusen – Atletico Madrid

Hakan Çalhanoğlu gibi en önemli silahından yoksun Leverkusen, takım oyununun dünyadaki en önemli temsilcisi Atletico Madrid’e karşı. Leverkusen; Monaco, Tottenham ve CSKA Moskova’nın yer aldığı grupta 10 puan topladı ve namağlup ikinci olarak bir üst tura çıkmaya hak kazandı. Oldukça kısır maçların oynandığı grupta Leverkusen hücumda çok etkili olamasa da defansif anlamda iyi işler çıkardı, Tottenham’ı geride bırakmayı başararak önemli bir başarıya imza attılar. Kadrosunun yaş ortalaması oldukça düşük olan takımda potansiyelli isimler ve bu isimlerin başında Hakan Çalhanoğlu geliyor. Trabzonsor ile yaşadığı sözleşme probleminden dolayı 4 ay futbol oynamama cezası alan Hakan Çalhanoğlu, Leverkusen için önemli bir kayıp. Hakan, modern futbolun –Messi, Ronaldo dahil- en yüksek yüzdeli frikik golü atan futbolcusu. Bundesliga’da Şampiyonlar Liginden farklı bir görüntü çizen alman ekibi, neredeyse attığı kadar gol yedi ve 20. haftanın sonunda 9 mağlubiyet ile  9. sırada yer alabildi. Atletico Madrid ise; Bayern Munih, FK Rostov ve PSV’nin yer aldığı grupta önemli bir başarı elde ederek 15 puan topladı ve lider olarak bir üst tura çıktı. La Liga’da ise geçtiğimiz yılları aratan bir görüntü çizen Madrid ekibi, bu sezon sakatlıklardan çok çekti. Artık kronik hale gelen Godin sakatlıklarının yanı sıra, kalecileri Oblak’ı ve etkili maçlar çıkarmış gelecek vaat eden stoperleri Jose Maria Gimenez’i de uzun süredir kullanamayan Atletico Madrid’de,  Griezmann ve teknik direktör Simeone belirsizliği devam ediyor. Adları sıkça transfer dedikodularına karışan Fransız forvet ve Arjantinli teknik adam, çok yüksek ihtimalle kulüpte son sezonlarını geçiriyorlar. Atletico Madrid, kompakt oyunun en önemli temsilcisi ve Leverkusen’in merkezdeki zaaflarından faydalanacaktır. Leverkusen, Atletico Madrid’i eleyebilmek için onlardan daha fazla koşmalı ve topu çok hızlı dolaştırmalı. Eşleşmenin galibinin Atletico Madrid olacağını düşünüyorum.

 

Paris Saint Germain – Barcelona

Fransa Ligine ambargo koyan PSG, zengin iş adamının kulübü satın almasından bu yana üçüncü teknik direktörü ile çalışıyor. Carlo Ancelotti, Laurent Blanc gibi isimleri eskiten kulüp, canı sıkıldıkça UEFA kupası kazanan Sevilla kulübünün teknik direktörü Unai Emery ile anlaştı. Önceki yılların aksine ligde zor günler geçiren  Fransız ekibinde, işler şu sıralar iyi gidiyor. İspanyol teknik direktör ile birlikte pas oyununu geliştiren ekip, İbrahimovic gibi bir süperstarı kaybetmesine rağmen, Cavani önderliğinde yola devam ediyor. Arsenal, Ludogorets ve Basel’in yer aldığı grupta 12 puanla ikinci oldular ve namağlup bir üst tura yükseldiler. Cavani attığı 6 golle, grup aşamasında takımını sırtladı diyebiliriz. Geçtiğimiz yılların aksine genç ve potansiyelli oyunculara kadrosunda yer vermeye ve onları geliştirmeye yönelik bir çizgi benimseyen ekip, kuşkusuz önceki yıllardaki kalitesini biraz aratıyor. Barcelona için ise ne diyebiliriz ki? Dünya çapında starlar, yıllardır oynanan “tiki-taka” oyununu Dünya futboluna armağan etmiş bir ekip. Messi-Neymar-Suarez üçlüsünü dünya üzerinde engelleyebilecek çok az güç var. Barcelona; Manchester City, Gladbach ve Celtic ile beraber yer aldığı grupta 15 puan topladı ve gruptan lider çıkmayı başardı. 6 maçta 20 gol atmayı başaran ekip, sadece 4 gol yedi ve bu 4 golün hepsini deplasman maçlarında yedi. Uzun süredir gol atamayan Neymar’ın da son hafta oynanan maçta gol atmasıyla üzerindeki yükü attığını düşünüyorum. Barcelona için söylenebilecek tek olumsuzluk; Mascherano gibi takımın en önemli defans oyuncularından birinin ilk maçta oynayamayacak olması. Tabi Unai Emery, geçtiğimiz yıllarda Sevilla takımı ile Barcelona’ya epey zorluk çıkarmıştı ve Barcelona’nın oyun sistemini çok iyi bilen teknik direktörlerden bir tanesi. Bütün değişkenlerin üzerine yine de Barcelona eşleşmenin açık ara favorisi. PSG, Barcelona’ya gol atmayı başaracaktır ve ilk maçın gollü bir beraberlik olması ihtimalinin az olmadığını düşünüyorum.

 

Sevilla – Leicester City

Rüya devam ediyor. Vardy, Mahrez, Kante ve arkadaşları, geçen sezon imkansızı başardılar ve premier ligde zafere ulaştılar. Tabi bunun faturalarından biri olarak Kante’yi Chelsea’ye kaptıran Leicester; diğer oyuncularını elinde tutmayı başardı ve şampiyonlar liginde bir üst tura yükseldi. Porto, Copenhagen ve Club Brugge’li gruptan sadece son maçta mağlup olarak – o maçta tamamen rotasyonlu bir kadro ile oynamışlardı –  ve 13 puan toplayarak lider çıktılar. Son maçı saymazsak 5 maçta 7 gol atıp sadece 1 gol yediler ve defansif disiplinleri ile göz doldurdular. Aynı şeyleri lig yarışı için de söylemek isterdik ancak; tamamen kupaya konsantre olan İngiliz ekibi ligde hayal kırıklığı yaratmaya devam ediyor. Hızlı toplarla hücuma çıkan ve savunma disiplininden ödün vermeyen bir takım görüntüsü ile, geçen sene ligde yakaladıkları başarıyı şampiyonlar liginde devam ettirmek isteyeceklerdir. Sevilla ise Unai Emery olmadan çıktıkları ilk sezonda gruptan çıkmayı başardılar ve UEFA kupasını kazanma şanslarını yitirdiler. Buna karşın ligde geçen sene hiç deplasman maçı kazanamayan takım, bu sene deplasman puanları bakımından lig 2.’si; genel puanlamada ise 3. sıradalar. Grupta Juventus, Lyon ve Dinamo Zagreb ile karşılaşan ekip, 11 puanla ikinci oldu ve grupta tek yenilgisini Juventus ekibine karşı aldı. Kupa hikayesine baktığımızda Leicester için çok anlam ifade eden bu eşleşme, çok ama çok zorlu maçlara sahne olacak. Ben Leicester City’yi eşleşmede bir adım önde görüyorum fakat bu zorlu eşleşmede çıkacak hiçbir sonuç bizi şaşırtmayacaktır.

Hakkında - Serhat Özel

Bir Makale Daha?

Süper Lig 15. Hafta Değerlendirmesi

Süper Lig’de 15. haftayı tamamladık ve ilk yarının bitmesine 2 hafta kaldı. Her haftasında farklı …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir