Ana Sayfa / NBA / Kobe Bryant Anısına: Bir Sporcudan Daha Fazlası…

Kobe Bryant Anısına: Bir Sporcudan Daha Fazlası…

Kobe Bryant, hayalindeki o yola ilk adımını, henüz 18 yaşındayken, Los Angeles Lakers formasını  giyerek atmıştı. Ama kolay değildi. Ne kadar yetenekli olursanız olun, NBA camiasını, liseden henüz çıkmış bir oyuncuya inandırmak oldukça zor bir durum. Bryant, Philadelphia’da doğmuş olsa da henüz 6 yaşındayken ailesiyle birlikte İtalya’ya taşındı. NBA’e kadar olan yolun tamamını Avrupa’da geçirdi. Kararlılığı ve çalışma azmiyle kendisini ve etrafındaki kişileri sürekli en yüksek standartlarda tutma isteği zaman zaman bazı antrenörler ve takım arkadaşlarıyla arasını bozmasına da neden oldu. Ama “Mamba” böyleydi, inatçıydı ve en iyi olmak için hiçbir zaman durmazdı.

Jenerasyonlara ilham veren efsane, 41 yaşında tüm dünyayı yasa boğdu. Kızı Gianna’nın da hayatını kaybettiği helikopter kazasıyla bu yolculuğu yarım bırakmak zorunda kaldı. Ardında bıraktığı şok etkisiyse inanılmazdı.

“O İkonik Bir Basketbolcudan Çok Daha Fazlası”

Lakers efsanelerinden Jerry West’in Kobe için saydığı onlarca övgüden özellikle bir tanesi O’nu çok güzel anlatmakta: “Bu seviyelerde oynayabilecek, oyuna bu kadar heyecan ve eğlence getirecek bir oyuncuyu bulamazsınız.O ikonik bir basketbolcudan çok daha fazlası“. Bir diğer Lakers efsanesi olan Magic Johnson ise rakip takımların savunmakta ne kadar zorlandığını ve her zaman farklı bir yol bulup zor durumlardan çıkabilmesini vurgulayarak Kobe’ye “farklı kedi” lakabını yakıştırmıştı. Stan Van Gundy’nin Mamba’nın ölüm haberleri yayılırken canlı yayında söylediği şu cümleyle de Magic Johnson’ın görüşünü desteklemek mümkün; “Orlando’nun başındayken finallerde Lakers’la eşleştiğimizde ne olursa olsun Kobe’yi durdurmamız gerektiğini biliyorduk. Ancak bazı oyuncular vardır, onlara karşı sadece iyi savunma yapmanız yetmez. Bir şekilde o topu potaya gönderebilirler. Kobe onlardandı“.

Bu arada “Black Mamba (Kara Mamba)” lakabına değinmeden geçmek olmaz. Kobe bu lakabı, Quentin Tarantino filminde geçen bir suikastçının kod adından aldı. “Mamba”, 20 yıllık kariyerinin tamamını Los Angeles Lakers’ta geçirdi. Bu sürede 5 kez NBA, 2 kez Olimpiyat şampiyonluğu yaşadı ve 18 kez All-Star oldu. Kuşkusuz basketbol tarihinin gördüğü en büyük skorerlerden biriydi. NBA’in tüm zamanlar skor sıralamasında da 4. sırada yer almakta; geçtiğimiz günlerden LeBron James, Kobe’yi geçerek 3. sırayı almıştı. Efsanenin sosyal medyadaki son sözleri de James’e olmuştu: “Oyunu geliştirmeye devam et. Kardeşime saygılarımla #33644”.

“Dear Basketball” ile Oscar Kazandı

En başında da söylediğim gibi Kobe Bryant bir sporcudan fazlasıydı. Ardında bıraktığı efsanevi basketbol kariyerinden sonra çektiği kısa film “Dear Basketball” ile Oscar kazanan Kobe, çocuklar için çıkardığı kitap serisiyle de New York Times’ın en çok satanlar listelesine girmeyi başardı. 41 yıllık bir yaşamına sığdırdıklarıyla bile adından birçok alanda söz ettirmişti efsane basketbolcu.

Kobe Bryant’ın en büyük mottolarından biri “her zaman nefreti sev” olsa da Calabasas tepelerinden yükselen dumanların ardından oynanan tüm karşılaşmalarda 24 saniye ihlalleriyle efsane oyuncu anılmış oldu. 24 numara Bryant’ın kariyerinde en fazla giydiği formaydı ve emekliliğinin ardından giydiği 8 ve 24 numaralı formalar Los Angeles Lakers tarafından emekliye ayrılmıştı.

Kobe’nin ölümünün ardından sosyal medyadan üzüntüsünü belirten Lakers efsanelerinden Kareem Abdul-Jabbar ise şu cümleyle bu yazının da başlığına ilham verdi: “Çoğu insan Kobe’yi tüm nesillere ilham veren bir sporcu olarak anacak ama ben onu her zaman bir sporcudan daha fazlası olarak hatırlayacağım“.

Mamba’nın NBA’e Girişi

Şimdi Kobe hikayesinin başına tekrar dönelim. Babası Joe Bryant’ın 8 yıllık NBA kariyerinin sonlaması, Bryant ailesini İtalya’yla tanıştıracaktı. Böylece Joe, İtalya’da profesyonel kariyerine devam edecekti. Kobe o zamanlar 6 yaşındaydı ve basketbola aşıktı. Büyükbabasından gelen NBA kasetlerini izleyerek basketbola ilgisini bir üst noktaya taşıyan Kobe, favori takımını – hayatının yarısını üstünde o formayla geçireceği – seçmişti bile: Los Angeles Lakers. İdolü eski Lakers’lı Elgin Baylor’dı ancak en büyük hayranlığı Magic Johnson’a oldu. ABD’ye döndüğünde dikkatleri çekmesi uzun sürmedi. Akıcı İtalyanca konuşuyordu ve SAT sınavından yüksek puan almıştı. İyi bir koleje girmek onun için problem değildi ancak basketbol sahasında daha iyi olduğunu düşünüyordu.

30 sayı, 10 ribaunt ortalamalarıyla, Philadelphia’da liseler seviyesinde rekor kırarak, NBA’in de efsane isimlerinden olan Wilt Chamberlain’in eski rekorunu tarihe gömmeyi başarmıştı bile. Yine de 1996 draftlarına yeterli olmadığı konuşuluyordu. Yetenek avcıları Kobe için olumlu raporlar verse de birkaç yılını kolejde geçirmesi gerektiği söyleniyordu. Hatta bir yetenek avcısı Kobe için: “Elbette NBA’de oynamak istiyor. Ben de film yıldızı olmak istiyorum. Henüz hazır değil.” diyecekti. Ancak Kobe’nin şüpheleri yoktu. Fazla çalışması gerektiğini biliyordu ve bunu yapabileceğine emindi. Genç olmasına rağmen kendinden emin bir tavrı vardı.

Lakers 1990’ların ortasında geçiş sürecinde olan bir takımdı. Johnson, Abdul-Jabbar ve Worthy emekli olmuştu. Divac ve Campbell ise “showtime” döneminin ihtişamını yeniden yaratamamıştı. Lakers 2 seçenek üzerinde duruyordu. O dönem serbest konumda olan, Orlando Magic’in eski oyuncusu Shaquille O’Neal ve Philadelphia’dan bir çocuk. Hornets, Kobe’yi 13. sıradan draft etmişti. Sonuç olarak Lakers, Divac-Bryant takasıyla büyük bir kumar oynamaya karar verdi. Bir aydan daha kısa süre sonra O’Neal da kadroya dahil oldu. Lakers efsane olacak ikiliyi bu şekilde bir araya getirdi.

Paranın veya Hollywood’un o yaştaki bir gencin dikkatini dağıtabileceğini düşünmek mümkündü. Ancak Kobe, sürekli basketbola tutundu ve ondan kopmadı. İlk maçına Minnesota Timberwolves’a karşı çıkan Bryant, 6 dakika oyunda kaldı. İlk maç zordu tabi; 1 ribaunt, 1 top kaybı ve bloklanan 1 şut. Ama şov yeni başlıyordu. “Showtime” esintisinin gelmesi uzun sürmedi. Johnson-Abdul-Jabbar’ı hatırlatan bir ikili vardı artık: Bryant-O’Neal.

Kariyerini 5 Şampiyonlukla Tamamladı

Lakers 2000’lerin başında arka arkaya 3 şampiyonluk kazandı. Ancak her şey göründüğü gibi değildi. Soyunma odasında ayrılıklar başlamıştı. Egolar savaşıyordu… Lakers koçu Phil Jackson önceliği O’Neal’a verdi ve Kobe’ye sahada bir adım geri çekilmesi söyledi. Diğer taraftan genç Kobe, kendini takım arkadaşlarından bile soyutlayan sade bir hayata sahipken; O’Neal medyada popüler, her zaman gülen ve şakalar yapan bir figürdü. Bu ikili arasındaki ego savaşı, belki de gelmiş geçmiş en iyi takımlardan biri olan dönem Lakers’ını uçuruma götürüyordu. Bryant her ne kadar kendisini soyutlama yoluna gitse de popülaritesi gitgide artıyordu. Büyük firmalarla sponsorluk anlaşmaları imzalıyordu, büyük paralar kazanıyordu ve bunları yaparken hala 18 yaşına basmamıştı. Eşi Vanessa’yla tanışmaları da bu döneme denk geliyordu. Kobe 18 yaşını kutladıktan 4 gün sonra, Vanessa’yla nişanlandıklarını duyurmuştu. Ailelerin şüpheleri vardı. Ancak Kobe-Vanessa çifti 2001 yılında evlendiler. Bu evlilik Kobe ve babasının 2 sene boyunca görüşmemelerine neden olacaktı.

Lakers 2001’de 2. şampiyonluğunu kazandığında Kobe, kupayı duşta tutup ağladı. O’Neal ile ilgili olduğunu düşünenler olsa da Bryant durumun tamamen ailesel olduğunu açıkladı: “Benim için korkunç bir yıldı. Çok zordu. Bir baba istiyorum. Babamı istiyorum”. Bryant, bu durumdan eşi Vanessa yardımıyla kurtuldu. Her şeyiyle Vanessa’ya bağlanmıştı ve artık çocuk istiyordu. İlk kızı Natalie Diamente bu dönemde dünyaya geldi. Kobe için bundan sonraki birkaç sene oldukça zor geçecekti. Hakkında açılan soruşturmalar, boşanma tehlikesi ve O’Neal’ın Lakers’tan ayrılışı… O’Neal 2004’te Miami Heat’e giderek orada bir şampiyonluk daha yaşadı. Ancak Kobe pes etmemişti. Pau Gasol, Lamar Odom gibi isimlerin takıma katılmasıyla 2008-2009 ve 2009-2010 yıllarında arka arkaya şampiyonluklar yaşadı. Bryant, 2015 yılında emekliliğini açıkladı. Geri dönebileceğinden de bahsetmişti ancak Kobe’nin yaşadığı sakatlıklar oldukça ağırdı.

Son sezonu biterken, hayranları onu son bir kez görmek için şartları zorlamaya başladılar. Öyle ki son maçın bilet fiyatları 27.500 doları bulmuştu. Birçok ünlü isim de bu jübileyi kaçırmamak için tribündeydi. Magic Johnson, Kobe için yaptığı konuşmayı şu şekilde bitirecekti: “Kobe Bryant oyunu hiç aldatmadı. Bizleri de öyle. Acı çekti ve buna karşılık arkasında 5 şampiyonluk afişi bıraktı. LA için son 20 yıla bakarsak, bu adam sahip olduğumuz en iyi ve en büyük ünlü. Mor ve altını sırtına geçirenlerin en iyisi o oldu“.

Kobe Bryant, son maçında Utah Jazz’a karşı 60 sayı attı. Kariyerini bitiren kbir oyuncu için normal bir rakam değildi bu ama “Mamba” da zaten normal bir oyuncu değildi, bir efsaneydi. Bryant daha sonra kalabalığa hitap etmek için bir mikrofon aldı ve kariyerine şu sözlerle veda etti: “Bu kesinlikle çok güzeldi. Sonuna geldiğime inanamıyorum“. Bu cümle, ölüm haberinden sonra aklıma gelen ilk şey oldu. Bize yaşattıkları kesinlikle çok güzeldi, öldüğüne inanamıyorum. Her şey için teşekkürler Kobe, her zaman hatırlanacaksın!

Bonus: Kobe’nin 81 sayı attığı maç.

Hakkında - Doğuş Usta

Avatar
Anadolu Üniversitesi İngilizce İktisat bölümü mezunu, İstanbul'da yaşayan, sporun birçok dalıyla yakından ilgili bir sporsever. Twitter'da Takip Et!

Bir Makale Daha?

Michael Jordan’ın Biyografisi – Michael Jordan Kimdir?

Michael Jordan, basketbol ve NBA dendiğinde akıllara gelen ilk isimlerden biri belki de birçoğumuz için …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir