Ana Sayfa / Futbol / Totti’den Roma’ya Veda Mektubu

Totti’den Roma’ya Veda Mektubu

90’ların başında doğmuş biri olarak futbolla tanıştığım dönemden bugüne ‘efsane’ gördüğüm futbolcular ya futbolu bıraktı ya da bırakmak üzere. Batistuta, Ronaldo, Zidane, Figo, Carlos, Nesta, Nistelrooy, Scholes, Giggs, Del Piero ve daha say say bitmeyecek onlarca futbolcu. Gerçekten bu adamların oynadığı dönem olağanüstü bir dönem miydi yoksa futbol romantiği olduğum için geçmiş mi tatlı geliyor bilmiyorum ama şimdi izlediğimiz futbolcuların aynı derecede zevk vermediğini çok net söyleyebilirim. O efsane kuşağın son temsilcisi de yazdığı veda mektubuyla ‘bırakıyorum’ sinyalini verdi. 39 yaşında, bütün sokaklarını ezbere bildiği şehirde, hem o hem de biz veda edeceği günü bekliyoruz artık. Doğu Roma yıkıldığında nasıl bir devir kapanmış yeni bir çağa geçilmişse, bu adamın futbolu bırakmasıyla da bir devir kapanacak.

batistuta totti

Kendisi çocukken,  Roma’nın kaptanı olan Giannini’nin, “O benim Roma topraklarındaki tek veliahtım.” dediği, birçok kulüp başkanının “Beni başkan seçerseniz Totti’yi getireceğiz.” vaadiyle başkan olmasına sağlayan Il Capitano, Totti, Roma’ya bir veda mektubu yayınladı.  Doğduğu ve büyüdüğü kentten hiç ayrılmayan, gönlünü verdiği kulüpten başka takımın formasını giymeyen Totti, Roma’yı “Roma benim ailem, arkadaşım, sevdiğim insanlar… Bu kulüp, bu şehir benim hayatım…” diyerek tanımlamış…

Totti’nin Roma’ya Veda Mektubu

Roma’ya

Bundan 27 yıl önce Roma’daki apartmanımızın kapısı çaldı. Annem, Fiorella kapıyı açmaya gitti. Kapının ardındakiler futbol kariyerimi belirleyebilirlerdi. Annem kapıyı açtığında evimize gelen adamlar kendilerini futbol direktörü olarak tanıttılar ama Roma’lı değillerdi, kırmızı ve siyah giyiyorlardı. AC Milan’dan geliyorlardı ve ne pahasına olursa olsun Milan’a gidip onlar için oynamamı istiyorlardı. Peki sizce annem o adamlara ne söyledi?

Eğer Roma’da çocuksanız önünüzde sadece iki seçenek vardır. Ya kırmızısınızdır ya da mavi. Roma veya Lazio. Ama benim ailemde sadece 1 tane seçenek vardı. Ben daha küçük bir çocukken öldüğünden, dedemi tanıyamadım. Ama o bana büyük bir hediye bıraktı. Çok şanslıyım ki dedem Gianluca büyük bir Roma taraftarıydı. Onun Roma aşkı önce babama sonra abime ve son olarak da bana geldi. Roma’ya olan aşkımız nesiller boyu süren bir aşktı. Roma; bir futbol kulübünden fazlası, ailemizin bir parçası, bizim kanımız, ruhumuzdu…

80 yıllarda televizyonda çok fazla maç izleyemezdik çünkü Roma’da bile o yıllarda fazla maç gösterilmezdi. 7 yaşıma geldiğimde ise babam biletlerimizi aldı ve beni sonunda Olimpiyat Stadı’nda Roma’yı izlemeye götürdü. Gözlerimi kapattığımda o duyguyu tekrar hissedebiliyorum. Renkler, tezahüratlar, sis bombaları… O gün Olimpiyat Stadı’nda yaşam dolu küçücük bir çocuktum ve etrafımdaki Roma taraftarları içimdeki o ateşi yaktılar. Bu duyguyu nasıl anlatacağımı bilmiyorum.

‘Bellissimo'(Güzel). Bunu anlatabilecek tek kelime.

totti kaç yaşında

Şehrin bizim tarafı olan San Giovanni’de, insanların benim elimde veya ayağımda futbol topu olmadan gördüklerini sanmıyorum. Arnavut kaldırımı sokaklarda, katedrallerin arasında, meydanlarda, her yerde futbol oynardık. Daha genç bir çocukken bile bu benim için futbola duyulan sevgiden daha fazlasıydı. Daha o zamandan kendi kariyerimi yapmak için hırslıydım. Altyapı takımlarında oynamaya başladım, odamın duvarlarında takımın kaptanı Gianni’nin gazete küpürleri ve posterleri asılıydı. O bizim için bir ikondu, semboldü. O da bizim gibi Roma’nın çocuğuydu.

Ve 13 yaşıma geldiğimde evin kapısı çalındı. AC Milan’dan adamlar onların takımıma katılmak için bana teklifte bulundular. Büyük bir İtalyan Kulübü’nde oynama şansı. Neyi seçmeliydim? Tabii ki bu benim kararım olamazdı. Bizde patron annemdi. Hala da odur. O da her İtalyan anne gibi çocuklarına bağlıdır. Hatta biraz da fazla korumacıdır. Bana bir şeyler olabileceğinden korktuğu için evden ayrılmamı istemedi. Milan yetkililerini “Hayır, hayır. Üzgünüm ama hayır.” dedi. Tüm dedikleri buydu. İşte son. İlk transfer teklifim patron tarafından reddedildi.

Babam, abim ve beni hafta sonu maçlarımıza götürürdü ama pazartesiden cumaya bu sorumluluk annemdeydi. Milan’a hayır demek zordu çünkü ailemiz için çok para demekti. O gün annem bana hayatımın en büyük derslerinden birini verdi. ‘Aile her şeyden önce gelir‘.

Milan’ın teklifinden sadece birkaç hafta sonra, izlendiğim bir maç sonrası Roma teklifi yaptı. Artık sarı ve kırmızıyı giyecektim.

Anneler bilir. Benim kariyerime birçok yönden büyük katkısı oldu. Evet, aşırı korumacıydı, hala da öyle! Ama benim her gün sahada olduğumu görmek için hep kendinden fedakarlık yaptı. Biliyorum, ilk yıllar onun için çok zordu. Beni antrenmanlara götürür sahanın kenarında beklerdi. Beni 2,3 bazen 4 saat bekledi. Yağmurda da, soğukta da bekledi. Hayallerime ulaşabilmem için bekledi.

totti panini

İlk maçımdan 90 dakika öncesine kadar Roma Olimpiyat Stadı’nda sahaya çıkacağımdan haberim yoktu. Tesislerden stadyuma gidene kadar otobüste otururken heyecanım arttı. Geceki uykumdan kalan bütün sükunet gitmişti. Roma taraftarı diğerlerinden farklıdır. Eğer Roma formasını giyiyorsan senden çok şey beklerler. O formanın hakkını vermen gerekir ve o forma ile fazla hata yapma lüksün yoktur. İlk maçım için sahaya yürüdüğümde evim için oynamanın aşırı gururunu yaşıyordum. Dedem için, ailem için… 25 yıl boyunca bu baskı, bu ayrıcalık asla değişmedi.

Elbette hatalar da oldu. Bundan 12 yıl önce Real Madrid’e gitmek için Roma’dan ayrılmayı düşündüm. Dünyanın en iyi takımı sizi istediğinizde, hayatın başka şehirlerde nasıl olduğunu düşünmeye başlarsın. Roma başkanıyla konuştum ve kararım değişti. Sonuçta, ailem ile yaptığım konuşma bana hayatın ne olduğunu ne ile ilgili olduğunu anlattı. Ev, her şeydir.

39 yıldır Roma benim evim. 25 yıldır da futbolcu olarak. Serie A’da şampiyon olurken de Şampiyonlar Ligi’nde oynarken de umarım Roma’nın renklerini yükseklere çıkarabilmiş, en iyi şekilde temsil etmişimdir. Umuyorum ki sizi de gururlandırmışımdır.

Beni, düzenini kurmuş bir adam olarak görebilirsiniz. Eşim Ilary ile nişanlanana kadar aile evinden hiç ayrılmamıştım. Geriye dönüp baktığımda ve burada neyi özleyeceğimi düşündüğümde biliyorum ki rutin, günlük şeyleri özleyeceğim. Saatlerce yapılan antrenmanları, soyunma odası muhabbetlerini… En çok da takım arkadaşlarım ile içtiğimiz kahveyi özleyeceğim. Belki bir gün bu kulübe direktör olarak dönersem o anlar tekrar orada olur..

İnsanlar bana neden bütün hayatımı Roma’da geçirdiğimi soruyorlar;

Roma benim ailem, arkadaşım, sevdiğim insanlar.

Roma deniz, dağlar, anıtlar…

Roma, tabii ki de Romalılar…

Roma sarı ve kırmızı. Roma bana göre Dünya. Bu kulüp, bu şehir, benim hayatım.

Her zaman…

 

Hakkında - Doğuş Usta

Anadolu Üniversitesi İngilizce İktisat bölümü mezunu, İstanbul'da yaşayan, sporun birçok dalıyla yakından ilgili bir sporsever. Twitter'da Takip Et!

Bir Makale Daha?

Süper Lig’de 10. Hafta Değerlendirmesi

Süper Lig’de 10. haftayı geride bıraktık. 10. hafta dramı yoğun bir hafta oldu. Galatasaray’ın namağlup …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir