Ana Sayfa / Formula 1 / [F1] McLaren’de Neler Oluyor?

[F1] McLaren’de Neler Oluyor?

Eğer 25 Kasım 2012 tarihinde Jenson Button’un sezonun son yarışı Brezilya’da kazandığı zaferin önümüzdeki 4,5 yıl boyunca göreceğimiz son McLaren zaferi olacağı söylenseydi muhtemelen buna kimse inanmazdı. Ancak geldiğimiz noktada Formula 1 tarihinin en çok yarış kazanan 2.takımı olan McLaren, 2012’den bu yana ne zafer ne pole pozisyonu kazanabildi ve 2014’ten bu yana podyumda şampanyanın tadına bakamadı. Son pilotlar şampiyonluğunu 2008 yılında Lewis Hamilton’la kazanan İngiliz ekibinin son takımlar şampiyonluğu ise neredeyse 20 yıl önce, 1998 yılında McLaren-Mercedes ortaklığı ve Mika Hakkinen-David Coulthard pilot ikilisi ile gelmişti. Peki ya podyumun zirvesine çıkmaya ve şampiyonluklar kazanmaya alışmış efsane takıma ne oldu? Onlar da tıpkı bir diğer efsane takım Williams gibi orta sıralarda mücadele eden bir takım haline mi gelecek?

Mika Hakkinen, 1998

McLaren-Mercedes Ayrılığı

2008 sezonunun sonunda Honda’nın spordan ayrılacağını açıklaması, 2009 yılında büyük kural değişikliklerinin olduğu sezonda Ross Brawn’ın sembolik bir ücret karşılığı takımı satın alıp Honda’nın geliştirdiği şasiyle Mercedes motorunu kullanarak Brawn GP adı altında şampiyonluğa ulaşması ve 2010’da Mercedes’in takımı satın alarak kendi fabrika takımını kurması zincirleme bir reaksiyon oluşturdu. 1995’te başlayan McLaren-Mercedes ortaklığından bu yana motor partnerinden 1.takım desteğini almış olan McLaren için de yeni bir dönem anlamına geliyordu bu; artık motor tedarikçileri de bir fabrika takımı haline gelmişti. Ancak motor kurallarının değişeceği, V6 hibrit motorlara geçileceği 2014 yılına kadar bu bir sorun olmayacaktı çünkü halihazırda kullanılmakta olan V8 motorları arasında büyük bir performans farkı bulunmuyordu ve McLaren motor partneri Mercedes’ten yine en iyi motorları almaya devam edecekti.

2014 sezonu için yeni motor kurallarının kesinleşmesi sonucunda McLaren-Mercedes ortaklığında bir yol ayrımı görünüyordu. Mercedes kendi fabrika takımı için en iyi motoru sağlayarak şampiyon olmak istiyordu. Mercedes motoru kullanan başka bir otomobilin Mercedes’in kendi otomobilini mağlup etmesi markaya zarar verecekti. Bu yüzden McLaren, herhangi bir üreticinin müşterisi olunarak onlara karşı kazanılamayacağına inanıyordu. Olası bir rekabette en büyük rakiplerinin kendilerine en iyi motoru vermeme ihtimali, takımı, fabrika takımlarına karşı onlardan motor tedarik ederek başarılı olunamayacağı düşüncesine itmişti.

Uzun lafın kısası yeni formülde McLaren, Mercedes birlikteliğinin kendilerine zafer getirmeyeceğine kanaat getirdi. Peki ya ne yapılabilirdi? Ezeli rakipleri Ferrari’den motor almaları düşünülebilir miydi? V8 döneminde rakiplerinden devamlı geride kalan Renault’ya mı güvenilmeliydi? McLaren’in kendi motorunu üretme zamanı artık gelmiş miydi? Yoksa kendileriyle ortaklık kuracak yeni bir motor partnerini mi spora çekmeliydiler?

McLaren-Honda Efsanesi

Yeni motor formülü eski üreticilerden Honda’nın ilgisini çekmişti. V6 hibrit motorlarla spora dönmek isteyen Honda, McLaren’e sponsor olacak, aynı zamanda motor için ücret talep etmeyecekti. Hem McLaren, bir nevi Honda’nın fabrika takımı statüsünde olacak hem de finansal anlamda da ciddi bir destek göreceklerdi. Diğer yandan Honda da yalnızca motor üreterek spora geri dönmüş olacaktı. İki taraf için de win-win denilebilecek bir formül olarak görünüyordu.

Ayrton Senna, McLaren Honda MP4/4, 1988

McLaren-Honda ortaklığı açıklandığında bütün “romantik” F1 fanlarının iştahı kabarmıştı. Bu ikili Formula 1 tarihine damga vurmuştu. ’88-’91 arasında üst üste 4 takımlar şampiyonluğu kazanan ikili bu dönemde Ayrton Senna ile 3, Alain Prost ile de 1 pilotlar şampiyonluğunu adına yazdırmıştı. Formula 1 tarihinin en baskın, en ikonik araçlarından birisi olarak görülen MP4/4, 1988 yılında katıldığı 16 yarışta 15 galibiyet ve 15 pole pozisyonu elde etmişti. Yani bu ikilinin bir araya gelmesi demek, F1’de yeniden bir McLaren-Honda dominasyonunun görülüp görülmeyeceği sorularını da beraberinde getiriyordu.

Efsane ikili 2015 sezonu itibariyle tekrar bir araya gelmiş oldu. İki dünya şampiyonu Fernando Alonso ve Jenson Button’u kadrosunda bulundurarak sezona başlayan takımı çok zor günler bekliyordu.

Hayal kırıklığı, Acı, Üzüntü, Keder…

2015 sezonunda motor departmanının şefi olan Yasuhisa Arai, kazanmak için 3 yıllık bir planlarının olduğunu, ilk sezonda puanlar, ikinci sezonda podyum ve üçüncü sezonlarında galibiyetler için savaşmayı beklediklerini söylüyordu. Takım patronu Eric Boullier de bu iyimser düşünceyi destekliyordu ancak McLaren Honda birlikteliğinin ilk yarışı olan 2015 Avustralya GP’sinde yarışı 11 pilot tamamlarken yarışı tamamlayan tek McLaren 11.sıradaki Jenson Button olacaktı. Sezon boyunca motor sorunlarıyla boğuşan ve motor değişiklikleri nedeniyle grid cezası rekorları kıran Alonso-Button ikilisi için oldukça zor bir yıl olacaktı. Sezonun sonlarına gelinirken Honda’nın kendi evi olan Japonya GP’sinde rakipleri tarafından düzlüklerde motorun güçsüz olması nedeniyle devamlı geçilen Alonso’nun sabrı taşmış ve telsizden “GP2 motoru, GP2 motoru!” dediğini duymuştuk.

Kâbus gibi geçen 2015’i McLaren 27 puanla 9.sırada tamamlıyordu. Bu, takımın 1980’den bu yana en kötü sonucuydu.

Motor şefi Arai 2016 sezonu başında görevden ayrılırken yerine Yusuke Hasegawa geldi. Daha gerçekçi hedefler koyan Hasegawa sorunun motorda olduğunu kabul ediyordu, ancak token sistemi nedeniyle gelişimin kısıtlı olacağını ve ilk 10 mücadelesi vermeyi beklediklerini söylüyordu. 2016 sezonu McLaren için nispeten daha iyi geçecekti. Sezonu 76 puanla 6.sırada tamamlayan takım galibiyet ve şampiyonluk mücadelesinden hala çok uzakta olsa da bir önceki sezona göre gözle görülür bir gelişim kaydedilmişti. 2017 sezonunda token sisteminin kaldırılmasıyla motor gelişiminin serbest bırakılacak olması ve kurallardaki değişiklikler ise hem fanların hem de takım içindeki isimlerin iştahını kabartıyordu. 2017 sezonunda McLaren artık podyum mücadelesine geri dönmek istiyordu. Herkesin buna çok ihtiyacı vardı.

2016 Abu Dhabi GP, Jenson Button son yarışında kırık sağ ön süspansiyonla yarış dışı kalıyor…

Bütün bunlar olurken takımın hissedarları, takımın efsane patronu olan Ron Dennis’in görevine son verecek, yerine eski bir yarış pilotu ve Amerikalı iş adamı olan Zak Brown’u getireceklerdi. Aynı zamanda Eylül 2016’da takıma CEO olarak Volkswagen’den katılan Jost Capito da 2017 sezonu öncesinde takımdan uzaklaştırılacaktı.

2017 ve Sonrası

Yeni kurallar, sıfırdan tasarlanan bir motor (Hasegawa yeni motorlarında Mercedes’e benzeyen bir tasarım kullanacaklarını açıkladı), görünümü ve rengi değişen bir araç (taraftarların yıllardır beklediği turuncu renk kullanıldı), adı değişen bir şasi (yıllardır kullanılan MP4-29,30,31… şeklinde ilerleyen kodlama yerine takım yeni aracını MCL32 olarak isimlendirdi), yeni bir pilot kadrosu (Jenson Button’un yerini çaylak Stoffel Vandoorne aldı) …

Yeni MCL32, Fernando Alonso ve Stoffel Vandoorne

Bütün bu değişikliklere rağmen kış testlerinin başlamasıyla Honda motorunun yolda kalması bir oldu. 19 yarışlık sezonda 4 motor kullanması gereken takım testlerin yalnızca ilk 4 gününde tam 5 motoru eskitti. Motorda tasarımsal problemler olduğu söylentileri çıkarken ikinci kış testi dönemi de McLaren için parlak geçmedi. Sezonun ilk yarışı öncesinde çıkan son söylentilere göre takım içinde herkesin sabrı tükenmiş durumda, hatta sezon sonu beklenmeden Honda’nın bırakılıp yeniden Mercedes motoruna dönülmesi ihtimali bile konuşuluyor.

İlk yarış sonunda Fernando Alonso uzun süre 10.götürdüğü yarışı tamamlayamazken Vandoorne 13.sırada finiş gördü. Her iki pilot da yaptıkları açıklamalarda McLaren’in şu anda gösterdiği performansla son sırada olduğunu söyledi. Honda cephesi ise Monako GP öncesinde bir motor güncellemesi planladıklarını belirtti.

En iyi yıllarını Ferrari’de rekabetçi olamayan bir araçla geçiren Alonso’nun kariyerinin son dönemlerini McLaren’de son sıralarda mücadele veren bir otomobille geçiriyor olması onu izleyen ve destekleyen herkes için acı verici bir deneyim oluyor. Yine sporu McLaren-Ferrari Hakkinen-Schumacher rekabetiyle seven kesimin de McLaren’i bu halde görmekten mutlu olmadıkları bir gerçek.

2017 içinde Honda’nın göstereceği gelişim McLaren-Honda birlikteliğinin ve Alonso’nun F1 kariyerinin devamını belirleyecek. Önümüzdeki 2-3 ay boyunca bu şekilde devam eden bir Honda görmemiz halinde önce Alonso’nun takımdan -ve belki de F1’den ayrılmasına- ardından da McLaren’in Honda’dan ayrılmasına tanık olabiliriz.

Buna karşın iyimser bir senaryoyla beraber token sınırlaması da olmadığını göz önünde bulundurursak, dayanıklılık sorunlarını aşan ve performans bulan bir Honda’nın rakipleriyle güç farkını kapatması, takımın sezon sonuna doğru ilk 4 takımdan biri haline gelmesi, 2018 için hem McLaren’e güven verecek hem de Alonso’nun takımda kalmasını sağlayacaktır.

Sonuç olarak Formula 1’in rekabetçi bir McLaren’i, kazanan bir McLaren’i görmeye çok ihtiyacı var.

McLaren’in son takımlar şampiyonluğu ve Mika Hakkinen’in ilk Dünya Şampiyonluğunu kazandığı 1998 Japonya GP’si

Hakkında - Serhat Kurtuluş

Formula 1 ve motor sporlarıyla yakından ilgilenen Boğaziçi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik öğrencisi.

Bir Makale Daha?

[F1] Britanya GP: Hamilton Kendi Evinde Kazandı

Silverstone’da gerçekleştirilen sezonun 10.yarışını Mercedes pilotu Lewis Hamilton kazanırken takım arkadaşı Valtteri Bottas ikinci oldu. ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir