Ana Sayfa / Basketbol / Avrupa’yı Fetheden “Dragon”: Goran Dragic

Avrupa’yı Fetheden “Dragon”: Goran Dragic

Halihazırda NBA Doğu Konferansı ekiplerinden Miami Heat forması giyen Goran Dragic, 10. NBA sezonuna start vermeden önce ve milli takım emekliliği oldukça çok konuşulurken host ülkeler arasında ülkemizin de yer aldığı Avrupa Şampiyonası’na katılıp, ülkesini namağlup şampiyonluğa doğru destansı bir yolculuğa çıkarmayı başardı. Kimilerine göre izlemesi keyifli, kimilerine göre ise hak ettiğinden fazla kontratlar alan Dragic’in elit guard olma yolunda attığı bu son adımı, inişli çıkışlı geçen NBA kariyerini ve herkesçe onay gören mütevazı karakterini daha yakından inceleyelim.

6 Mayıs 1986’da Slovenya’nın başkenti Ljubljana’da dünyaya gözlerini açan Dragic, çocukluğunda basketboldan çok futbola merak duyarak büyüdü. Annesi Sloven, babası Sırp olan Goran, basketbola ilgi duymaya başladıktan sonra her Avrupa’da yetişen çocuk gibi geceleri alarmlarla uyanıp Michael Jordan, Allen Iverson ve bir dönem takım arkadaşı da olacağı Steve Nash gibi isimleri izlemeye başladı. Ayrıca kardeşi Zoran da basketbol kariyerine onun vasıtasıyla başlayacaktı.

Dragic profesyonel kariyerine henüz 17 yaşındayken Slovenya İkinci Basketbol Ligi’nde KD Ilirija’ya imza atarak başladı. Burada bir sene oynadıktan sonra Slovenya Basketbol Ligi ekiplerinden Slovan’a transfer oldu. Kulüp kariyerinin yanı sıra Slovenya U-20 Milli Takımı’na seçilen Goran, 2004 FIBA Gençler U-20 Turnuvası’nda altın madalya kazanmayı başardı. Daha sonra Slovan’da geçirdiği iki senelik deneyimle beraber ilk kez küçük ülkesinden ayrılarak İspanya’nın yolunu tuttu. İspanya’da geçirdiği bir senenin ardından Slovenya’nın köklü kulüplerinden olan Union Olimpija’ya transfer olan Dragic, burada yaşayacağı lig şampiyonluğuyla beraber Amerika Birleşik Devletleri’ne doğru uzun bir yolculuğa hazırlanmaya başladı.

Goran Dragic NBA Kariyeri

Phoneix Suns (2008-2011):

Dragic 2008 NBA Draft’ına katılırken Avrupa’dan gelen heyecan yaratacak oyunculardan biri olarak görülmüyordu. Zaten ikinci tur 45. sıradan seçilecek olan Sloven yıldızın hakları daha şapkayı takamadan San Antonio Spurs tarafından 48. sıra için Phoneix Suns’la takas edilmişti bile. Ancak Suns’ın planları doğrultusunda olan “Dragon”, Steve Nash’in emekliliği göz önünde bulundurularak seçilmiş ve yeni oyun kurucu pozisyonuna adı yazılmıştı.

2010’da bu beklentilerin ilk karşılığını 6/7 üçlük isabetiyle 32 sayı atarak gösteren GoranDragic, Suns’da geçireceği ilk dönemin en önemli anlarını da yine bu yıl içerisinde yer alacakları NBA Playoffları’nda yaşayacaktı. 2010 NBA Batı Konferansı Yarı Finali’nde teoride onu draft eden San Antonio’yla eşleşen Phoneix, 2-0 önde olduğu seride avantaj kovaladığı maçta oldukça umutsuz duruma düşmüşken Dragic sahne alacaktı. 26 sayısının 23’ünü son çeyrekte atan yıldız oyuncu bunu 5/5 üçlük ve daha sonraları çokça aşina olacağımız 4 sayılık basketiyle sağlayacaktı. Dönemin yıldız forvet oyuncusu Grant Hill ise bu durum için bu benim NBA Playoffları’da gördüğüm en iyi dördüncü çeyrek performansıydı diyerek GoranDragic’i onurlandıracaktı.

Houston Rockets (2011-2012):

24 Şubat 2011 NBA takaslarının bittiği günde Dragic Houston’a takas oldu.Burada genel olarak istediğini bulamayacak olsa da bazı özel maçlar çıkarmayı bildi. Mesela kariyerinin ilk triple-double’ını 11 sayı, 11 asist ve 11 ribauntla Minnesota’ya karşı yapan Dragic, aynı zamanda bu maçın son topunu bloklayarak maçı kazandırmayı da bildi. Daha sonra 2011 lokavt sürecinde küçük bir Avrupa serüvenine çıkan yıldız oyuncu İspanya’ya dönerek Saski Baskonia’da kısa dönem basketbol oynadı. Lokavt dönüşü kariyerinde ilk defa Batı Konferansı Haftanın Oyuncusu ödülüne layık görülen Dragic yine de sezonun devamında Kyle Lowry’yi kesemeyerek bençteki yerini aldı.

Phoneix’e Dönüş (2012-2015):

2012’de Dragic serbest kaldı. Bu durumu fırsat bilen eski takımı Suns, Dragic’e 4 yıllık 30 milyon dolar kazanacağı bir sözleşme önerdi. Temmuzda imzayı atan Sloven yıldız artık resmen Steve Nash’in yerine geçmişti. Dönüşünün ilk senesinde 18 asistlik kariyer rekoru, 31 sayı, 12 asist, 9 ribauntluk performansları gibi birçok iyi maç çıkaran Dragic yine de Suns’ın sezonu 25-57 ile bitirmesine engel olamadı.

2013 sezonunda takıma Eric Bledsoe’nun katılmasıyla bir anda kendini iki numara pozisyonunda bulan Dragic, yeni görevine alışmakta pek de zorluk çekmedi. Sezonun tamamını SG pozisyonunda geçiren Dragic 20.8 sayı, 6.0 asist ortalamalarıyla bu pozisyonda da verimli olabileceğini bütün lige göstermiş oldu.

2014’te Golden State karşısında sadece 13 şut kullanarak 34 sayı, 10 asistlik performansıyla kariyer rekoru kıran Dragic bu rekorunu daha sonra 35 sayı ve hemen ardından da 40 sayı atarak üst üste kırmayı başaracaktı. Bu rekor ayrıca NBA tarihine de geçecekti çünkü Goran bu 3 kariyer rekorunu tam bir ay içerisinde kırmıştı. Bu sezon ayrıca 20-50-40 Kulübü’ne giren yani 20+ sayı ortalaması, %50 şut isabeti ve %40 3 sayı isabeti bulan tarihteki 6. oyuncu (Hornacek, Petrovic, Nowitzki, LeBron, Durant) olacaktı. Burada geçireceği yıllarda 2014 MIP Award (En Çok Gelişme Gösteren Oyuncu Ödülü) ve En İyi 3. Beşi’ne seçilecekti.

Miami Heat (2015-Günümüz):

19 Şubat 2015’te kardeşi Zoran’ı da içeren üçlü takasla beraber Miami Heat’e giden Goran, ilk senesinde playoff yapamasa da 17.2 sayı, 5.5 asist ortalamalarıyla oynayarak göze girmeyi başardı.

Takvimler 9 Temmuz 2015’i gösterirken “Dragon”, Heat ile 5 yıllık 90 milyon dolar kazanacağı yeni kontratını imzaladı. Yeni kontratıyla çıktığı ilk sezonda playoff yapmayı başaran Dragic ve ekibi, Toronto Raptors’a elense bile LeBron James sonrası gelen ilk playoff taraftarı heyecanlandırmaya yetmişti.

Son olarak 2016-17 sezonunda Miami ile kariyerinin en iyi sayı ortalamasını 21.7 sayıyla yakalayan Dragic, bunun yanı sıra 6.2 asist ortalamasıyla üstüne düşen görevi fazlasıyla yapmayı bildi.

Milli Takım Kariyeri:

Goran Dragic, Slovenya Milli Takımı’na ilk adımını ilk kez 2006 FIBA Dünya Şampiyonası’nda attı. Bunun devamında 2007 Avrupa Şampiyonası’na da çağırılsa da aslında ana parçayı desteklemek üzere küçük görevler üstlenmişti. Dragic’in milli takımdaki rolü ilk olarak 2009 Avrupa Şampiyonası ve 2010 FIBA Dünya Şampiyonası ile önem taşımaya başladı. Küçük bir ülke olmasına rağmen Slovenya bu turnuvaları artık alışkan edecek ve 2013 ve 2014 Avrupa Şampiyonaları’na da direkt katılıp hatta 2013’te Slovenya’nın ev sahipliği yaptığı turnuvayı 5. sırada dahi tamamlayacaktı. 2014’te Jaka Lakovic’in emekliliğinin ardından takım kaptanlığı görevini de üstlenen Dragic, artık takımın tek yıldızı konumuna da gelmiş bulunuyordu.

Goran Dragic’in milli takımdaki görevinin bunlarla kısıtlı olmadığını ise geçtiğimiz günlerde sona eren 2017 Avrupa Şampiyonası ile görmüş olduk. Mücadeleci bir takım oldukları herkesçe kabul edilse de turnuva kazanabilecekleri kimsenin aklının ucundan dahi geçmiyordu. Yanına genç yetenek Luka Doncic’i de alan “Dragon” tam anlamıyla turnuvada önüne geleni süpürmekle kalmadı, yıllardır ondan beklenen elit guard seviyesine de turnuva MVP’si olarak göz kırpmayı bildi. Turnuvanın en değerli oyuncusu ödülüne layık görülen Dragic’in şampiyonluk için yaptığı açıklama ise takımını ön plana koyan yumuşak diliyle karakterini ortaya koyar nitelikte oldu: “Çalışkan bir ekibiz. Takımdaki herkes birbiriyle uyumlu. Bu turnuvada her maç daha iyi oynadık. Şu an ise Avrupa’nın en iyi basketbol oynayan takımıyız”.

Dipnotlar:

Sırp bir baba ve Sloven bir annenin oğlu olan Goran, kardeşi Zoran ile beraber NBA’de iki farklı takımda aynı formayı terlettiler.

31 yaşındaki yıldız oyuncu şu an evli ve bir de çocuk sahibi.

“Dragon” lakaplı Goran, sosyal medya paylaşımlarında sık sık bu lakabını yineleyip, dönemimizin popüler dizilerinden Game of Thrones’a da gönderme yaparak #dracaryshashtagini bol bol kullanıyor. Ayrıca Slovenya da yine “Dragon” isimli bir çizgi romanı yayınlanmakta.

Son olarak turnuva boyunca dikkatleri ne kadar çekti bilemiyorum ancak Dragic oldukça beyaz dişlere sahip. Bilenler bilir, kendisinin NBA’e alışma süreci pek kolay olmadı. Hatta zamanında “EverybodyHatesGoranDragic” mottosuyla çeşitli derlemeler bayağı popülerdi. Yani bu beyaz dişlerin sebebi aslında Dragic’in onları bol bol kırması ve düşürmesidir :).

 

Hakkında - Emre Alp Şahin

Birçok spor dalıyla yakinen ilgilen bir sporsever, Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Öğrencisi

Bir Makale Daha?

Çeviri | Kobe, Iverson’a olan takıntısını anlatıyor

Kobe Bryant, kısa süre önce ‘ThePlayersTribune’de, Allen Iverson takıntısını anlattığı bir yazı yayımladı. Bir efsanenin …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir