Ana Sayfa / Tenis / WIMBLEDON TENİS TURNUVASI

WIMBLEDON TENİS TURNUVASI

Her sene haziranın sonu – temmuz ortası arasında düzenlenen Wimbledon Tenis Turnuvası; tarihi en eskiye dayanan, en prestijli tenis turnuvasıdır. 4 Grand Slam’den biri olan Wimbledon, maçların çim kortta oynandığı tek Grand Slam’dir. Bu özelliği Wimbledon’ı diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerdendir.

Wimbledon’ın bir diğer dikkat çeken tarafı da gelenekleridir. Wimbledon Tenis Turnuvası’nda bütün oyuncular bembeyaz giyinmek zorundadırlar. Oyuncuların korta girişlerinde ve çıkışlarında yazılı olmayan birtakım kurallar vardır. Oyuncular mümkün mertebe maçı izlemeye gelen prens ve düşesine saygı gösterirler. Wimbledon’ın ilk Pazar günü dinlenme günüdür, maç oynanmaz.

Federer ve Fognini, prensi selamlıyor
Federer ve Fognini, prensi selamlıyor

Bunların haricinde Wimbledon denilince akla kremalı çilek gelir. Turnuva bölgesinde tonlarca kremalı çilek tüketilir. İnsanların elinde şarap ile beraber kremalı çileği bolca görürüz.  Turnuvanın bir de Rufus adında şahini var. Bölgedeki güvercin yoğunluğu kortları olumsuz etkilemesin diye eğitilen Rufus, kortların etrafında uçarak güvercinleri Wimbledon’dan uzaklaştırır.

Çim Kortun Özellikleri ve Wimbledon Kortları

Wimbledon, söylediğimiz gibi çim kortta oynanan bir turnuvadır. Çim kortta, top yerde daha az seker ve sektikten sonra toprak korttaki kadar yavaşlamaz. Çim kortta, etkili servis atan ve ‘winner’larına güvenen tenisçiler daha başarılı olurlar. Çim kortun oyunu kendi baseline’ında yönlendirmeye çalışan tenisçiler için uygun bir kort olmadığı söylenebilir. ‘Servis-vole oyunu’ Wimbledon’ı anlatan spikerlerden en çok duyacağım tenis terimlerinden olacaktır.

Wimbledon’da 1995 yılından beri çimler 8mm olacak şekilde kesilir. Turnuva başında yemyeşil olan kortlar, maçlar oynandıkça tahrip olup yer yer toprağa döner. Bu durum oyunu da ciddi anlamda etkileyen bir durum olabilir. Hatta Wimbledon için, ‘çim kortta başlar, toprak kortta biter’ denir. Tabii ki buna katılmak çok mümkün değil çünkü çimin yetiştiği toprakla, toprak kortta kullanılan toprak arasında çok fark vardır.

wimbledon merkez kort
Merkez Kort

Wimbledon Tenis Turnuvası’nda toplamda 20 tane kort kullanılır. Bu kortların en büyüğü 15.000 kapasitesiyle Merkez Kort‘tur. İngiltere’nin durmak bilmeyen yağmurlarından dolayı Merkez Kort’a 2009 yılında 10 dakikada açılıp kapanabilen çatı yapılmıştır. Wimbledon’ın 2. büyük kortu ise 11.432 kapasiteki 1 Numaralı Kort‘tur.

2008 Wimbledon Finali, Goran Ivanisevic, Boris Becker ve En Uzun Maç

Wimbledon 2008, birçoğuna göre gelmiş geçmiş en iyi tenis final maçına sahne olmuştur. Finalde, o dönem toprak korttaki üstünlüğü daha çok dikkat çeken ve oyun tarzının çim kortta Federer’i yenemeyeceği düşünülen Rafael Nadal ile son 5 senenin Wimbledon şampiyonu, çim kortta üst üste 65 maç kazanmış Federer arasında oynanmıştır. Maça üst üste kazandığı 6-4’lük iki setle başlayan Nadal, herkesi şok eder. Daha sonraki iki seti tie-break ile kazanan Federer maçı final setine taşır ve  final setinde tie-break olmadığından maç uzar. Maç boyunca iki tenisçinin de aldığı inanılmaz puanlar, pes etmeyişleri, mental olarak düşmeyişleri maçı olağanüstü hale getirir. 4 saat 48 dakika süren maçı 9-7’lik son setle Nadal kazanır ve kariyerindeki ilk Wimbledon şampiyonluğuna ulaşır. Tenise çok ilginiz yoksa bile tenisi size sevdirecek 27 dakikalık özeti de şuraya koyuyorum;

 

Goran Ivanisevic, Hırvat tarihinin önemli sporcularındandır. Wimbledon 2001’e turnuvanın ona verdiği özel davetle (wildcard) katılmıştır. Ivanisevic büyük bir tenisçi olsa da o dönem 30 yaşındadır yaşadığı sakatlıklardan dolayı Wimbledon’a direk katılamayacak kadar düşüştedir. Daha önce Wimbledon’ı 3 kere finalde kaybeden Ivanisevic, bu turnuva hakkında ”40 yaşında da olsam bir gün o turnuvayı kazanacağım” der. Ivanesevic, 2001 Wimbledon’da kimsenin tahmin etmediği bir şekilde finale çıkar ve finalde de Pat Rafter ile karşılaşır. Maç yağmur nedeniyle ertelenmiş ve bilet sahiplerinin birçoğu biletini elden çıkarmak zorunda kalmıştır. Bu durum, kortun Hırvatlar ve Avustralyalılar tarafından dolup taşmasına sebep olur. Maçta ilk seti alan Ivanisevic, ikinci seti kaybeder. 3. seti tekrar alır ama 4. seti yine kaybeder ve maç final setine kalır. Daha önce 3 kere finali kaybeden Ivanisevic final seti boyunca inanılmaz duygu yoğunluğu yaşar. Maçın seyircileri de aynı şekilde oldukça maçın içindedir. Ivanisevic final setinde inişler çıkışlar yaşasa da seti bir şekilde maç için servis atar konumuna getirir. Ivanisevic’in bu servis oyunu tenis tarihinin en epik dakikalarını bize yaşatır. Oyun uzadıkça uzar ve Ivanisevic artık dayanamayıp gözyaşları içinde servis atmaya başlar. Ivo, en sonunda oyunu, seti ve maçı alır, ardından da gözyaşları içinde yere yığılır. Maçı kaybeden Pat Rafter’ın o haldeyken Ivanisevic’i sarılıp kutlaması, Ivanisevic babasının gözyaşları ve şampiyonluğunu Drazen Petrovic‘e adadığı konuşması izlemeye değerdir. O halde o anları dönelim;

Boris Becker, profesyonel olduktan bir yıl sonra ilk tekler şampiyonluğunu 1985’de Queen’s Club Tenis Turnuvası’nda yaşar ve bu turnuvadan iki hafta sonra Wimbledon’a katılır. Turnuvadan önce dedesi ölen Becker’e bu durum onu mental açıdan yıpratmasın diye haber verilmez. Becker, sakatlık sorunlarıyla beraber bütün maçlarını kazanır ve finale kadar gelir. Finalde maç için servis atan Becker, yaşadığı o anları tam hatırlayamasa da baskıyı kaldırır ve şampiyon olur. Becker bu şampiyonluğu 17 yaşında kazanmıştır! Boris Becker şu anda, Wimbledon’ın son 2 sezondaki şampiyonu Novak Djokovic’in koçluğunu yapıyor.

Tenis tarihinin en uzun maçı da 2010 yılında Wimbledon’da oynanmıştır. John Isner ve Nicolas Mahut arasında oynanıp, 5. sete giden ve havanın kararması sebebiyle bir türlü bitmeyen maç, 22 Haziran 2010 günü başlayıp, 24 Haziran 2010 gününde ancak son bulmuştur. Isner’in son seti 70-68 kazandığı maçta oyuncular toplamda 11 saat 5 dakika oyunda kalmışlardır. John Isner bu maçta 112 tane ace atmış, maç sonunda oyunculara ve maçın hakemine özel ödül verilmiştir.

Wimbledon Şampiyonları

navratilova şampiyonluk

Wimbledon erkeklerin en çok şampiyon olan isimleri 7’şer şampiyonlukla Roger Federer ve Pete Sampras‘tır. Kadınlarda ise Martina Navratilova 9 şampiyonlukla Wimbledon’da en çok iz bırakan isimlerdendir. Steffi Graf’ın da 7, kariyerine devam etmekten olan Serena Williams’ın ise 6 şampiyonluğu vardır.

Hakkında - Doğuş Usta

Anadolu Üniversitesi İngilizce İktisat bölümü mezunu, İstanbul'da yaşayan, sporun birçok dalıyla yakından ilgili bir sporsever. Twitter'da Takip Et!

Bir Makale Daha?

2017 Avustralya Açık Tenis Turnuvası

Yılın ilk Grand Slam’i yaklaştı, heyecan epey arttı. 2017 Avustralya Açık Tenis Turnuvası bu sene ...

2 Yorumlar

  1. Yazım tarzınız ve eklentiler çok yararlı oldu. .çok teşekkürler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir